Pembe & Gri’nin ötesi hayalim: Anlamaya ve Görmeye Dair…

Perspektif… Pek çok alanda, tarafsızca bakılabildiğinde, aslında ne çok fayda sağlayacağımız bir alan… Günlük hayatta, ilişkilerde, iş hayatında, aile hayatında. Sorun şu ki biz sadece kendi bakış açımızda takılıp kalıyoruz hayata. Olaylara kendi cephemizden bakınca da karşı tarafı anlamak pek mümkün olmuyor zannımca.

Pek çok farklı sosyal ya da psikolojik sebepten kaynaklı bakış açısıyla karşılaşabiliyoruz. Kimi hep “iyi” tarafından bakıyor hayata. Öyle bir “iyi” ki bu, Polyanna tadında. Sorgulamaya kapalı, “acaba?” ları aklının ucundan dahi geçirmeyen türden…Sanki sana biri kuvvetli bir antidepresan vermiş de onun etkisiyle, toz pembe bir dünyada yaşıyormuşçasına.  “ Aile Arasında” filminde bir gelin vardı ya. O kafa tam olarak.

Bir de bunun tam tersi bir perspektif var elbette. O da “Çarşı, her şeye karşı” kafası… Olan her şey kötü, eleştirilesi…Ona yapılan her şey haksızlık. Hâlbuki ki o hep haklı, diğerleri haksız. Dünya yüzeyindeki tüm canlılar, yaşanan tüm olaylar onun eleştiri yağmurundan mutlaka nasibini alıyor. Bu da Charles Dickens’ın “A Christmas Carol” kitabındaki “Ebenizer Scrooge” karakterini anımsatıyor bana. Hep öfkeli, hep yargılayan, eleştirel bir bakış açısı…Ne kadar zehirli… Hem kendi, hem de çevresi için. Ama asla farkında değil. Kendisine anlatmaya çalışanları da kırıcı sözleriyle, yıkıcı tutumuyla uzaklaştırıyor kendinden.

Biri hayatı toz pembe yaşarken, diğeri hep siyahta, gri de …Arada başka renklere yer yok. Nasıl bunaltıcı, nasıl tek düze, ne kadar uzak açık görüşlü olmaktan.

Peki şöyle bir dünya mümkün değil mi sevgili “Pembe” ve sevgili “Siyah” ya da “Gri”?:

Yaşanan olaylara

“Çok üzüldüm, ama bundan da şu dersi aldım. Bundan sonra bu davranışıma özen göstereceğim.” ,

“ Böyle yaptı ama belki de kötü bir gün geçiriyordur.”,

“Ne yaşadığını bilmiyorum ki, böyle yapıyorsa bir sebebi vardır, yargılayamam”,

“Başıma bu geldi ama artık ne yapmam gerektiğini biliyorum.”

Ve daha pek çok yargıdan uzak, yapıcı, olumluya dair cümleler…

Olmaz mı?

Zihnimin yorulduğu, ruhumun acı çektiği zamanlarda en çok bunu soruyorum sanırım. Pembe, siyah ya da gri dışında renkler mümkün değil mi? Yeşil, sarı, mor , kırmızı neden az mesela? Öyle bir dünya olsun ki, her yer rengarenk…Pembe ve gri de olsun, hatta siyah da ama diğer renklerin yarattığı cümbüş de neden ruhumu şenlendirmesin ki? Neden?

Leave a comment