“Yazmaya Giden Yol”

Küçükken, bulduğum her kâğıt parçasına bir şeyler karalardım. Kelimelerle oynamak, hayal gücümle dans etmek beni mutlu ederdi. Bu tutkuyu farkında olmadan içselleştirmişim. Türkçe derslerinde kompozisyon yazmak için can atardım. Ama tüm bunların ne anlama geldiğini, yazma tutkumun ne kadar derin olduğunu o zamanlar henüz anlayamamıştım.

İşte tam bu noktada, bir yetişkinin yönlendirmesi, bir rehberin güven veren sözü ne kadar kıymetliymiş… Yazmakla ilgili beni ilk kez gerçekten motive eden kişi, ODTÜ’de bir hocam oldu. Bir gün bana döndü ve “Çok güzel yazıyorsun, Derya. Yazmayı asla bırakma,” dedi. O an, “O Derya, bu Derya mı gerçekten?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. İnanamıyordum…

Edebiyatı her zaman çok sevdim. Okumayı, düşünmeyi, analiz etmeyi… ODTÜ’deki hocalarım bu sevgiyi öyle güzel beslediler ki… Shakespeare dersleri alıyordum, hem de büyük bir keyifle. Bir gün hocam, sınıfın ortasında “Derya, bölümümüzdeki hocaların düzenlediği kısa hikâye yarışmasında adını göremedim. Ekliyorum, yarın hikâyeni teslim ediyorsun,” dedi.

Şaşkındım. Adımı o listede görmeyi bekliyor olmaları hem beni gururlandırdı hem de endişelendirdi. “Ben bir günde ne yazarım?” düşüncesiyle panikledim. Ama sonra aklımı kullandım — her zamanki gibi! 🙂 O dönem sık sık günlüğüme yazardım. İzmit’teki evimiz çok güzel bir ormana bakıyordu. Bir dolunay gecesi, orman öyle büyüleyici görünüyordu ki… Dolunayı bir Casanova’ya benzeterek, ağaçların nazlı nazlı salındığı bir şiir yazmıştım. İşte onu kısa hikâyeye dönüştürdüm ve ertesi gün teslim ettim.

Yaklaşık iki hafta sonra sonuçlar açıklanmıştı ama ben gidip bakmadım bile. “Nasıl olsa seçilmem,” diye düşünüyordum. Ertesi gün Shakespeare dersinde hocam, yine sınıfın ortasında, “Derya, dün neden yoktun? Sonuçlar açıklandı ve sen yoktun kızım,” dedi. Kıpkırmızı olduğumu hatırlıyorum. Yer yarılsa da içine girsem diyecek kadar utanmıştım…

“İkinci oldun. Sertifikanı ve ödülünü almak için odama uğra,” dediğinde… işte o an, o en dibe battığım yerden birden bulutların üzerine çıktım sanki. Ayaklarım yerden kesilmişti. O an, ilk kez kendime şunu söyledim:
“Derya, sen yazmalısın…”

İşte böyle başladı benim yazma serüvenim…

ODTÜ’deki değerli hocalarıma, bana kattıkları her şey için sonsuz teşekkür borçluyum. Sizlerin öğrencisi olabildiğim için kendimi öylesine şanslı hissediyorum ki…

Leave a comment